2012-08-04

RALPH MORSE/Children At School Bus Stop 1971

RALPH MORSE/Children At School Bus Stop 1971

Sevgili Dünlük,

Sana bu satırları büyüdükçe babası gibi olmayı özleyen ve fakat yaşı ilerledikçe gözden kaybolacak, gözden kayboldukça kime ya da neye benzeyeceği belirsizleşecek olan, bunu anladıkça üzgün, kabullendikçe yorgun, değiştiremedikçe umutlanacak bir çocuğun, ellerini havaya kaldırıp gökyüzünü işaret ettiği, biraz kendini bıraksan Haliç’e dökülecekmişsin gibi hissettiren, ama öylece durduğunda yağmurlardan da korunabileceğin zaman zaman, hasta ziyaretçileriyle ünlü, alışılmış adımlardan ziyade yeni soluklarla heyecanlanan, ama heyecanını gizlemekte usta, usta olduğu kadar kendinden emin, sakin, uygun, rüzgarlı ve bazen güneşi de görebileceğin bir duraktan yazıyorum.

Hayal edebiliyor musun sevgili Dünlük? Ben edemiyorum. Eskitmeye çalıştığım tüm kavramlar az ötemde dönemeyecekleri bir yer beğeniyorlar. Aralarında beni çekiştirdiklerini duyabiliyorum. Aldırmıyorlar. Dönemeyecekleri yerlerin tasarılarıyla beni tanıyamayacakları kadar meşguller. Burada, bu eskimiş camekanların arasında kendime uygun bir otobüsün ne zamandır gelmediği konusunda kendi öz bahanelerimle aldanıyorum. Aslında aldandığımı kimse bilsin istemiyorum. Sadece hafif bir baş selamıyla selamlıyor olmam bu yüzden insanları. Aslında aldandığımı ben de bilmiyorum. Kendi kendime hafif bir baş selamıyla verdiğim selamı, hafif bir baş selamıyla karşılıksız bırakmayarak gözlerim gökyüzünde.

Bu gecesi gündüzü belli olmayan durakta ne işim var benim sevgili dünlük? Kim getirdi benim gayretsiz aklımı bu kaldırıma, uydurma bir kaldırım bu sevgili dünlük. Adımlarım, akıllarım (binlercesi binlerce kez yanılmıştır kim bilir), kaldırılmış parmaklar ve yutulmuş eski kumlar, hepsi uydurulmuşlar.

İşte başlıyorum sevgili dünlük, herkes tümüyle bambaşka bir yöne çevirmişken bakışlarını tam da;

“Ey sonradan görme aydınlık
sonu beklenen erken akşam sefalarına yaslanıyorum işte”

İşte bu noktasızlıkta tıkanıp kalıyorum sevgili dünlük. “erken akşam sefaları” nı salt bir isim tamlaması anlamıyla kullanmış gibi yaparak duraktakileri aldatamam. Hem bu sefer boğazıma takılan virgülü de yerli yerine koyacağım.

“Ey sonradan görme aydınlık,
sonu beklenen erken akşam gölgelerine yaslanıyorum işte.
bu bir gizlenmedir artık açıkça
senden ve bu kaygan çağdan.”

Evet çağlar kaygan olmayabilir sevgili Dünlük. Haklı olmanı isterdim. Ama görmüyor musun ayakta duramıyorum? Halbuki istesem tüm o kaçamak ışıklarını, o bebe dişlerini, güneşleri, yaban otlarını bir çırpıda geride bırakıp ilk otobüse binebilirim.

Ukalalığı elden bırakma sevgili dünlük. Bu çağımıza sağlam bir zemin oluşturabilir ilerde.

0 0 0 0 0