2012-10-02

Bekir Öldü

Bekir Öldü

Bekir öldü sevgili Dünlük!

Kurtaramadım. O kadar işim vardı ki. koşup önüne atlayamadım..

Yetiştirilmesi gereken tasarımlar, yazılması gereken Dünlükler, durum güncellemeleri, kuşlarla haberleşmeler, “yaa yaa” denmesi gereken özlü sözler, benimsenmesi gereken aforizmalar, bakılması gereken içli gözler, durup durup düşünmeler, yerli yersiz fikir beyanları, katılmam gereken uçarı eylemler, ahkamlar, mahkumlar, “tabi abi” li  teatiler, baş sallamalar, el sıkışmalar vardı.

Kendiliğinden öldü Bekir. Kameralar ona dönük değildi. Usul usul, yavaş yavaş, içli fon müzikleri eşliğinde de değil. Birden bire oldu. Birden bire öldü. Birden, biri öldü.

Uykusu gelmiş olabilirdi akşam üzeriydi öldüğünde. En son içinden metal bir ılıklık geçti. Biz yolda yürüyorduk o sıra. İşten çıkmış eve dönüyorduk, bakkalı geçmiş sola dönüyorduk, saksıdaki toprağı değiştiriyorduk, perdeyi yeni yeni çekmiştik, güneş gözümüzü almıştı, sigaramızı yeni söndürmüştük, çayımız bitmişti, yenilensin diye bekliyorduk, otobüse binmiştik az evvel, ayakta kalmıştık, öyle yorulmuştuk ki uykuya dalmıştık koltukta, fırından çıkarken ekmek elimizi yakmıştı hatırlıyorum, karşıdan karşıya geçiyorduk, karşıya iki adım kalmış kalmamıştı, öldü Bekir.

Birden bire sessizlik kaplamadı etrafı, bir kuş kanatlanmadı korkuyla, herkes olduğu yerde donup kalmadı. Yürümeye devam ettik, gülmeye, düşünmeye devam ettik. Apartmanın kapısında anahtarlarımızı aradık, merdivenlerden çıktık, ışıklar yandılar söndüler, çocuk sesleri geldi sokaktan. Bekir ölürken gökyüzünü görmüş müydü son kez bilmiyorduk. Kapıyı açıp içeri girdik.

Bekir öldü sevgili Dünlük.

Kör bir kurşun mu, kör bir fikir mi öldürdü, bilmiyor kimse.

0 0 0 0 0