2012-11-02

Sordular Söyledim.

Sordular Söyledim.

Sevgili Dünlük,

Sana bu satırları ıhlamur ağacının o eski kokulu yapraklarının altından yazıyorum.

Sordular söyledim. Çekindim önceleri, acaba yanlışı ben mi düşünüyorum diyerek. Susmalar, uyuşmalar, eski kafalı eski yakalı eski manasız cümlelerle kurulmuşlardı. Sustukça anlıyorum sandım aptalca. Efendi çocuktum ben sevgili Dünlük. Saygıda kusursuz, sevgide huzursuz, gerçekleri buldum sanmakla meşgul, üzeri turuncu sarı kelimelerle cümleler kurmayı seven, al derken vermeyi düşünen, oyunun kurallarına sadık, ileri görüşlü bir ahmaktım. Ama olsun. Ahmaklık görecelidir dediler. Şaşırmadım.

Sordular söyledim. Aşk, tanıdık geliyor ama anımsayamadım.

Çaylar yudumladım, fikirler, beyanlar, uykulu uykusuz geceler günler yaşadım. Harikuladenin ayarı bozulmuş anlamlarıyla seslendim balkonumdan. Yüksek sesle bazen, kurşun kalemle bazen. Çoğaldığımın farkına varamadan sıyrılıp geldim tekilsiz cümlelerden. Ellerim kollarım alışverişlerle doldu taştı. Sırtımı yasladım ahşap sedirlere. Uzaydan düşen adamlar gördüm. Şaşırmadım.

Sordular söyledim. Filler uçamayabilirler.

Yirmikaçıncı yüzyıl oldu sevgili Dünlük, bilim ölüme yepyeni çareler buldu. O zamanlar yok olan bişeylere benzeyen trenler öyle kullanışlı oldular zamanla. Şaşırmak çağımıza uygun bir davranış değildi artık -efendiliğimi de koruyarak ama- şaşırmadım.

Sordular söyledim. Ölüme şaşırmayışımız bizi suçlandırabilir ama bir gün.
Çok uzun süren düşünmelerden sonra bile olsa belki.

Ama ben yine de yarın bir fili uçarken görsem gülümserim sevgili Dünlük. İçimden hayranlıkla şaşırdığımı kimseye belli etmeyişimin verdiği keyifle.

0 0 0 0 0