2013-03-10

Dock, House of Refuge, Stuart, Florida - Robbie Bedell

Dock, House of Refuge, Stuart, Florida – Robbie Bedell

İlk kez yedi yaşındayken terk edildim ben sevgili Dünlük.

Sonrası kavranması, kabullenmesi, öğrenmesi, alışması ve savaşması tahminimden karmaşık bir deneyimdi. Henüz Türk Dil Kurumu’nun varlığından bile haberim olmadığı için, o günler hissettiklerimi sadece itelemeye ve yadsımaya çalışmakla geçti. Karnım ağrıyor sanıyordum her seferinde. Basit, küçük,  aktarılmasında kolaya kaçılmış bir dille “terkedildim” diye bağırıp duruyordum. Öyle ki susmayı öğrendiğimde henüz onyedi yaşımdan üç gün almıştım. Hala küçük bir kutuda, kırıldığında varlığını ilk kez farkettiğim cesaretimin parçalarını, “Dünyanın anlamını sonunda çözdüm sevgili insanlık”la başlayacağım konuşmamdan önce ağzıma boca etmeyi planladığım bir paket leblebi tozunu, yazdığım fikirlerin ucunu sivrilttiğine onüç yaşımdayken karar verdiğim ahşap kalemtraşımı, kokladığımda ilk platonik aşkımı hatırlatan hangi çiçek koktuğunu hiç bulamadığım silgiyi, diğer tarafına saçma sapan bir kadının konuşmalarını küçük bir para bandı yardımıyla kaydettiğim Joan Baez kasedini, ve bu üç günü saklıyorum.

Ama artık cümleye büyük harfle başlanacağını öğrendiğimden beri, karın ağrısı tanısıyla savuşturamadığım yüzlerce farklı hisle başa çıkmaya çalışma çabasındayım sevgili Dünlük. Sigara içmeye başladım ve bir tarafıyla Joan Baez’i hala seviyorum.

Ben ne zaman bu kadar yalnız kaldım sevgili Dünlük? Bu soruyu sorarak acemice seni bireyselleştirmeye çalıştığımı fark etmiş olmalısın. Bunu bir büyüklenme sayıyorum. Çünkü artık cevabını bulduğum bir soru bu. Sana soruyor olmamın tek nedeni de büyüklenmeye devam etmek istemem. Ben en son geçen çarşamba günü telefonumun alarmını beşinci kez ertelediğimi farketmediğimde yalnız kaldım. O gün bugündür de takdir edersin ki yalnızım. Çünkü bu dünya artık birlikte etiketlenemediğin mektupla haberleşmeyi seçen insanlarla görüşmek için çok büyük.

Biz eskinin güzel günlerini sadece özelemeyi seven bir milletiz sevgili Dünlük. Sen bilmezsin ama biz yirmibininci yüzyılda sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılmayan yerlere gitmiş sayılmıyoruz sevgili Dünlük. Buna dikkat etmelisin. Yoksa çok okuyan mı çok etiketlenen mi bilir metaforundan kurtulamazsın.

Diyeceğim şu ki sevgili Dünlük, ben o çarşamba günü, insanın büyüdükçe anlaması kolaylaşan bir hisle uyanıdıkça yalnız değil de daha çok insan kaldığımı fark ettim. Yanlış bir şey fark etmiş de olabilirim, küçük kalma çabama ver lütfen. Çünkü edebi aşklara özeniyoruz acil bir işimiz olmadığı zamanlarda. Bu durum da kavranması, kabullenmesi, öğrenmesi ve savaşması tahminimizden karmaşık bir hayatı benimsememize yardım ediyor.

Sanki annemler bu akşam bir maniniz yoksa size çay içmeye gelseler her şey düzelecek sevgili Dünlük. Ama uçurtmalar da eski güzel anılar haline gelmişken rüzgarları saçma bulmak gittikçe kolaylaşıyor.

Farzet ki İzmit’teyim sevgili dünlük ve üstelik fransızca bilmiyorum.

0 0 0 0 0