2013-04-16

Bolivia, 2005 / Christopher Anderson

Bolivia, 2005 / Christopher Anderson

Korkma Benden sevgili dünlük,

Benim havaya kalkan tokadım kendi yüzümde patlar. İrkilmek için. Kendimde kaç yüz varsa hepsinin bir tokadı, hepsinin bir havası, hepsinin bir karanlığı vardı. Yarım bırakılmış nihavent şarkılar gibi bir halim oldu sonra. Son bir nefes için alkışlandım. Kimsenin bulamayacağı bir yerde olmak istedim. Yalandan bir baş ağrısı oyunuyla izinliyim hayattan. Herkes uyuyordu. Ben provadaydım. Göremezlerdi. Göremediler.

Korkmasınlar benden sevgili dünlük. Okusunlar seni. Anlaşsınlar. Bütün gizli kapaklı huylarımı, el yordamıyla takınılmış yüzlerimi, bazen yersiz ve nedensiz itiraflarımı, sonu olan aşklara inanmadığımı,  sonraya bırakılan eksik bir tarafım da olduğunu aslında, geceleri uyur gibi öldüğümü, gündüzleri yaşar gibi kaldığımı, yeni baykuşlar aldığımı, sonsuz kayalar sorduğumu, masum olduğumu, kalpsiz olduğumu, dumanı sevdiğim için sigara içtiğimi, gitmeyi gelmekten daha içten bulduğumu, yakınsız olduğumu, tekinsiz güldüğümü, uzun uzun susmaya çalıştığımı, sonsuz sonlu hikayeler yazdığımı, onlara da inanmadığımı, inanır gibi yaptığımı, süper kahramanlara mektuplar yazdığımı, cevap alamadığım için vazgeçtiğimi, ağlayamadığımı, gizli gizli artık yılları biriktirip zamanı uzatmaya çalıştığımı, kedileri huzursuz bulduğumu, arkalarından konuştuğumu, pişman olmadığımı, düzgün olduğumu, bir cümlenin içinde yersiz olmaya çalışırken bu noktaya geldiğimi bilsinler istiyorum.

Masum olmaya çalışma artık sevgili dünlük.. Eski günler tarih oldu.

Hatırla! En çok anlamı olan sözcükler hep en az harfle yazılır.

Her şey bitti çay, sen kal.
dur sen, ben her şeyi bir bir ölürüm.
hep caz çalarak cana susulmaz
gel dersem git
ol dersem az
ki sanki ben her şeyi hep yer siz kıldım.

Sanki bir bardak daha çay içsem,
sanki,
her şey düzelecek.

1 0 1 0 0