2015-05-06

Elena Dorfman

Elena Dorfman

Dik oturarak yazmalıyım sevgili Dünlük,

Çünkü ciddi ciddi insanların, şaka gibi bir hızla öldüğü sokaklar silsilesidir yurt artık. Kelime anlamından sıyrıldı. Yalnızca sosyal medyada bir mana veriyoruz kendimize. Uzaklaşılmış  ve sivriltilmiş fikirler var olmasına var, ama sığ sularda güçlü nefeslere daha çok özendiğimizden dillenmediler. Kim, önce kimi güçsüz bulduysa onu itti. Yüz üstüyüz şimdi. Üstelik seçme ve seçilme hakkımız da var.

Sanırım herkesin aynı fikirde olması, herkesin barış istemesi, herkesin ileri demokrasi çığlıkları atması, herkesin aynı anda aynı insanı sevmesi, aynı hayvana duyarlı olması, aynı büyük dünya barışı sancısı çekmesi, aynı herkesin yaptığı gibi ve her medeni birey davranışına uygun bir biçimde aynı eşitlik ve dahi çeşitlik ilkesi yanlısı olması, gariplik hissi sancısı çekmesi, ayrı ayrı, teker teker ve yalnız yalnızken kendini sevmesi, ötekini sarması, aynı anda uyuyup uyanması, farketmeden herkesin aynı mahalle bakkalına aynı anda veresiye yazdırması, herkesin aynı kapıyı kapatıp açması, ve artık herkesin aynılığının övülmesi sevgili dünlük, mutlu etmiyor bizi.

Çünkü savaşların bitmiyor, çocukların gülmüyor, insanların sevmiyor olmasının nedenini ararken bile, öyle çok da samimi değiliz sevgili Dünlük.

Hepimiz aynı anda anlıyoruz ve hissediyoruz samimi olmadığımızı. Tüm nefretimizin ve kinimizin, böyle hep beraber ya da birer birer birbirimizi birbirimizden itmemizin nedeni de bu.

Dik oturarak konuşmuyoruz, dik oturarak yazmıyoruz, dik oturarak sevmiyoruz sevgili dünlük.

Sonra da belimiz ağrıyor diye yan gelip yatıyoruz.

Hep tıbbın değil insanın çaresizliğinden ölüyoruz…

1 0 0 0 0